İpucu

Psikolog Claude Steiner’e bakılırsa, okşama ve şımartma olmadan ölebiliriz

Meşhur psikolog Claude Steiner’in ölmeden önceki son sözlerinin şöyleki bulunduğunu söylüyorlar. “sevgi cevaptır”. Aslına bakarsak bu, öğretmeni ve meslektaşı Eric Berne’in yarattığı transaksiyonel çözümleme içindeki çalışmalarının çoğunun özüydü. Ona öyleki uyarıcı fikirler borçluyuz ki, okşama ve şımartma olmadan ölebiliriz.

Psikoloji alanındaki fazlaca azca figür, çocukluk ve gençlik, kişisel gelişim, doyum ve duygusal eğitim mevzularında böylesine açık bir aktivizmi yansıtıyordu.. 1970’lerin psikologlarını ve psikiyatristlerini, ruh sağlığı alanını tekrardan çalışmak için koltuklarından ve ofislerinden çıkmaya teşvik eden oydu. Aslına bakarsak, Steiner birçoklarından ilkin uyuşturucu bağımlılığı danışmanlığı ve yardım hizmetleri geliştirdi. Topluluğundaki insanların yaşam standardını iyileştirmek amacıyla gençlerin grup ve bireysel psikoterapiye erişimini kolaylaştırdı. Transaksiyonel çözümleme, hem insan gelişimini çoğaltmak hem de çeşitli zihinsel bozuklukları tedavi etmek için etkili bir psikoterapötik yaklaşım haline geldi.

Dolayısıyla bu garip tekniği ve yaklaşımı tanımlayan ana kavramlar içinde tartışılmaz bir ilke vardır: okşamalar, insanoğlunun hayatta kalması için lüzumlu bir tanımadır..

İnsanlar hayatta kalmak için yalnız yiyecek ve barınağa gerekseme duymazlar. Duygusal jestler beynimizi besler, bizlere güvenlik, doğrulama ve ruhsal esenlik verir.

okşama ve şımartma olmadan ölebileceğimizi temsil etmek için bebeğiyle anne

Claude Steiner: Okşama ve şımartma olmadan ölebiliriz

Psikoterapide birkaç yıl çalıştıktan ve Eric Berne’in mirasını sürdürdükten sonrasında, Claude Steiner, “okşamaların ekonomisi” adlı garip bir kuram tanımladı.. Bu görüş açısı, aslına bakarsan malum, sadece fazlaca fazla ilgi gösterilmeyen bir takım düşünce ihtiva eder.

Duygusal etkileşimin devamlı ve mühim olduğu bir ortamda büyümek, çocuğun iyi psikososyal gelişimine geri döner. Öteki bir deyişle, okşamak, öpmek, sarılmak ve şımartmak yiyecek kadar önemlidir. Aynı şekilde, bu tanıma işaretleri yetişkinlikte de gereklidir. Sevgi ve fizyolojik temastan tutum etmeyen çiftler daha mutludur.

Gerçek şu ki, dünyaya doğadaki en kırılgan yaratıklardan biri olarak geliyoruz. Bununla beraber, bu kırılganlık, fizyolojik olanın ötesine geçen başka bir düzlemde varlığımız süresince hala mevcuttur. Duyguları doğrulamak, güvende sezmek ve sevdiğimiz insanlarla bağlantılı sezmek için fizyolojik temasa gerekseme duyan sosyo-duygusal varlıklarız.. Okşama ve şımartma olmadan üzüntüden ölebiliriz.

Informasyon için değil, fizyolojik temas için de açız

Claude Steiner, 2013 senesinde Zaragoza’da (İspanya) düzenlenen Internasyonal Duygusal Zeka ve Refah Kongresine katıldı. Bu etkinlikte, dünyanın dört bir yanından yüzlerce uzman, mutluluk arayışıyla ilgili teorilerini araştırdı ve dile getirdi.

Böylece transaksiyonel çözümleme ve köktencilik psikiyatrinin önde gelen isimlerinden biri olmasının yanı sıra Duygusal Zeka alanında da hususi bir halde öne çıkmıştır. Daha o yıl vurguladığı bir şey, insanoğlunun okşamaya aç olduğudur. Gene de, Yeni teknolojilere, bilgiye, dijital evrenin bizlere sunmuş olduğu geçici uyaranlara ve güçlendirme arayışlarına bağımlı hale geldik..

Bu yaşam tarzının zenginleştirici bulunduğunu düşünüyoruz, sadece gerçekte bizi izole ediyor, bu sebeple sanal okşamalar asla fizyolojik okşamalarla karşılaştırılamaz.

Toplumsal ağlar gerçek okşamaların yerini alıyor, sadece yavaş yavaş bu evrenin verimsiz olmasıyla birlikte yalnız olabileceğini de fark ediyoruz. İnsanın karşı karşıya etkileşime ve her şeyden ilkin fizyolojik temasa ihtiyacı vardır.

Okşama ve şımartma olmadan ölebileceğimiz doğru mu?

Bugün biliyoruz ki yenidoğanlarda fizyolojik temasın ve okşamaların olmaması gelişimlerinde sorunlara niçin olur, hem fizyolojik, hem toplumsal hem de duygusal. Şimdi, okşama ve şımartma olmadan ölebileceğimizden birden fazla kişinin kuşku duyması mümkündür. Ne de olsa, yalnızlığı seven ve kimselerle fizyolojik teması olmayan insanoğlu var.

Bu aşamada bir şeyi anlamamız gerekiyor. Birincisi, çocuk ve ergen gelişimimizin büyük seviyede Claude Steiner’in bahsetmiş olduğu okşama ekonomisine bağlı olmasıdır. Aslına bakarsak, Chapin, Banning, Spitz, Bowlby’nin geçen yüzyıl teorilerini hatırlayın: evlatların hayatta kalmak için fizyolojik temasa, ten tene sürtünmeye ihtiyacı var.

Sadece, yetişkinler ne olacak? Hepimizin bu tür bir duygusal doğrulamaya ihtiyacı var. Indiana’daki (ABD Birleşik Devletleri) DePauw Üniversitesi’nden Dr. Matthew J. Hertenstein tarafınca yürütülenler şeklinde araştırma emekleri, kolay olmasıyla birlikte mühim bir fikri vurgulamaktadır. İnsanlar duyguları deri kanalıyla dokunarak iletirler..

Okşamayan partner ıstırap, kuşku, yalnızlık ve çelişki yaşar.. Sarılma şeklinde jestlerde yakınlık, günlük şefkat eksikliği depresyona yol açabilir. Kısaca, bir bakıma, okşama ve şımartma olmadan ölebileceğimiz doğru.

okşama ve şımartma olmadan ölebileceğimizi simgeleyen eller

Duygusal eğitimin önemi

Duygusal zeka mevzusunda yetenekli insanları zenginleştirdiğimizde yaşam anlam ve ehemmiyet kazanır. Şu sebeple Okşamalar, sarılmalar ve iltifatlar gösterilen, onaylanan ve karşılık vermeyi bilen duyguların dilidir.

Ne hissettiğimizi idrak etmek, bu karmaşık içsel evrenle iyi mi başa çıkacağımızı bilmek ve karşılığında başkalarıyla olan ilişkilerimizde ve etkileşimlerimizde yetkin olmak mutluluğun temel taşıdır. Unutmayalım ki okşama ve şımartma olmadan üzüntüden ölebiliriz. Psikolog Claude Steiner’ın bizlere mükemmel bir miras olarak bıraktığı sevgi ekonomisine yönelik lüzumlu devrimi başlatalım..

Psikolog Claude Steiner’e bakılırsa, okşama ve şımartma olmadan ölebiliriz girişi ilk olarak The Mind is Wonderful’da gösterildi.

Konuk Yazar

Yazarlarımız konularında uzman ve eğitimli kişilerdir. Sorularınızı en iyi şekilde cevaplamak, Fikre ihtiyaç duyduğunuzda en yaratıcı fikirleri üretmek için buradalar. Sizleride Bekliyoruz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir.

Başa dön tuşu